Pages

10 Ocak 2014 Cuma

Cinsiyetini Sadece Sevişirken Hatırlaman Dileğiyle


Kadın olmaktan çok sıkıldım, insan olmak istiyorum!

Tek eksiği küçük bir çük olan kadın cinsiyle ne alıp veremediği var bu dünyanın? Tüm dünyanın? Bunu soracak durumda olmak bile benim içimi deşiyor. Kadın şöyle giyinmeli, kafasının şu kadarını örtmeli, bacaklarını göstermemeli, kendini teşhir etmemeli... Çok acımasızca değil mi? Her yaptığıyla bir kesimi tahrik edebilecek olan kadınları tahrik eden erkekler de yok mu? Kokusuyla, ense tıraşıyla, kıçını belli eden dar pantolonuyla... Bir ailenin de oğlunu giyimi kuşamı konusunda uyardığını görmedim, bir kişinin de erkek sevgilisini çok çekici diye eleştirdiğini ya da kıskandığını görmedim.

Partilerin kadın kolları var mesela. Kadın kolu nedir? Bu ne biçim bi' küçümsemedir. Erkek kolları neden yoktur? Biz erkekler ciddi siyaset yaparken siz de bu odada kardeş kardeş oynayın işte, der gibi bir lütuf mudur bu kadın kolları zırvası? Şişli Belediye'sinin kadın çalışmaları yöneticisiyle yazışırken anladım bunun ne kadar zalimce olduğunu. Kadın, daha öncesinde çok çaresizmiş gibi belediyenin kadınlara sunduğu imkanlardan bahsetti bana. İyi de bunlar söz konusu olmamalı zaten, kadınları çalışmaya, üretmeye sevk etmek için böyle parlak hediye paketlerinde sunulmamalı imkanlar.

Kadın haklarını koruma zırvaları... Siz böyle kurumlar kurarsanız bu toplum tabii ki kadın hakkı diye bir kavrama alışacaktır. Oysaki kadın hakkı diye bir şey olmamalı bence. İnsanların dünya üzerinde, toplum içinde yaşarken zaten belli hakları var. Neden ötekileştirmeye gidiyorsun da; "aa kadın haklarını ayrı korumalıyız, çok hassas," diyerek aslında yüceltmek istediğin kadınlığı yerin dibine sokuyorsun?

Kadına şiddet var sonra. Yıllardır artık erkeğe yapılan kötü muamelelerin de gazetelerde ERKEĞE ŞİDDET başlığı altında yazılması gerektiğini savunuyorum. Kadına şiddet diye bir kavram yaratmasaydınız kadına şiddet bu kadar artar mıydı? Bunun kötü bir şey olduğunu bas bas bağırmasaydınız yapmak belki de kimsenin aklına gelmezdi. Bu haberleri "insanlık ayıbı" olarak sunsaydınız belki kötü insanları erkekliğiyle gururlandırmaz da insanlığından utandırırdınız, eh?

Feminizm... Maskülenizm diye bir kavram olduğunu, var mı ki acaba, diye merak edip araştırdığımda az önce öğrendim. Genelde anti-feminizm olarak değerlendirilen bu olguyu neden bilmiyoruz, neden tartışmıyoruz? Neden maskülenizm savunucuları televizyon programlarına çıkmıyor, kitaplar yazmıyorlar mavi(!) kapaklı? Feminizmin kadın cinsiyetini hali hazırda aşağıda görüp olması gereken yere yükseltme çabasından ibaret olduğunu düşünüyorum. Kadın-erkek eşitliği isteyen feministlerin özellikle.

Cinsiyetlerle derdiniz ne? Bunları bir kadınım diye yazmıyorum, bir erkeğim diye de yazmıyorum. Ben insan olmak istiyorum. Anketlerde kadınların yüzde bilmem kaçı şöyle erkeklerin yüzde bilmem kaçı böyle düşünüyor, gibi sonuçlar okumak istemiyorum. Kafamı, kıçımı nerede ne kadar açmam ya da kapatmam gerektiğinin söylenmesini istemiyorum. Çükümün olmadığını adım başı hissetmek istemiyorum. Kendimi bir ayıp gibi, günah gibi görmek istemiyorum

Hani hepimiz ruhtuk, enerjiydik özümüzde? N'oldu, birden n'oldu da kadın olduk, erkek olduk, insanlığımızı, o rengarenk enerjimizi unuttuk? Pardon da, süper ruhlar olmak için ölmeyi bekleyecek kadar gerzek miyiz biz ya?

5 Yorum:

Nazli Ozturkmen dedi ki...

Kesinlikle katılıyorum! Kadın kolları, kadın hakları, kadın kadın kadın...Tüm bunların belirtilmeye ihtiyaç duyulması son derece anlamsız. Hatta inan bana çok daha keyfi bir örnekle fikrimi paylaşayım sırf erkekler yolda orda burda ereksiyon olmasın diye sutyen kullanıyoruz.Mecbur muyuz onların pipilerinin derdi için bunu yapmaya? Gerçi bu ahmaklar sutyen degil kendini baştan aşağı kapasan bile tecavüz boyutunu düşünüyor...

gerisi önemli değil... dedi ki...

eskiden insan haklarının olmadığı bir ülkede feminizm bana çok boş ve gereksiz gelirdi. ama şunu fark ettim ki insanların daha çok özgürleşmesi için öncelikle ve özellikle kadınların özgürleşmesi gerekiyor. insan haklarının yolu, kadın haklarından geçiyor. itici motor aslında feminizm. başka bir şey değil.kadın özgürleşirse ciddi anlamda toplum da özgürleşecek bence. bu yüzden pozitif ayrımcılığın olumlu olduğunu da düşünüyorum. kadın kotaları, kadın kolları gibi uygulamalar ile kadınların bir nebze olsun güç ve iktidara sahip olabileceğini, erkekleşmezse eğer çevresini de insanlaştırabileceğine inanabiliyorum.

anaerkil toplumdan ataerkil topluma geçiş, insanın gerçek felaketinin başlangıcı oldu maalesef..

Günser CHRISTMAS dedi ki...

aklını homofobi ile yitirmiş-bozmuş,sanki başka yapacak işi yokmuşlardan,cinsel ve sosyal ayrımcılık yapanlardan,nafile insanlardan,kadını hala cinsel obje olarak görenlerden sakınmanın yolu adam olmaktan geçer önce!.. Adam olmanin da olmazsa olmazı,kendini bilmek ve tanımaktan..Hadi bizim ebeveynler ve önceki nesil hataliydilar diyelim..kendi şartları ve şu tartıştığımız-eleştirdigimiz davranışları ögretilmişlikler çerçevesindeydi diyelim..peki ne kadar ders aldik biz bunlardan da bir cizgi cekebildik? Ne kadar kendimiz olmaya çalıştık bunlarin ayırdında olarak? Sistemin dayattigi normlara kacimiz karsi gelebildik? Ne kadar adam olabildik? Hadi ordan!.. Önce adam olmayi öğrenmeliyiz..bunun yolu da,geçmişte bize dayatilan,klişelerle sınırlandırılmış o girdiğimiz kalıplardan sıyrılmak,soyunmakla başlıyor..o yolu da aydınlatacak en önemli şey akıl..biz,"eğitilebilir" değil,"öğretilebilir"sınıfından olmanın ayırdına varalım önce... Kadın üzerinden hareket,bu düzende söylemden eyleme götürmez..önce adam olmayı,insan olmayı bir başaralım..kendini bilmez bu kadar erkek cinsi var iken ortalikta hele,kadın olarak hangi kendini ispat ve iddiadan bahsediyoruz biz?

Günser CHRISTMAS dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Serkan Camurcuoglu dedi ki...

Biyoloji bilginizi tazelersek bence bazı şeyleri daha iyi anlayacaksınız.

Siz hiç savaşa kadınların gönderildiği toplum biliyor musunuz? Kadınlar da pekala erkekler kadar savaşabilir. Sadece kadınlardan oluştuğunu varsaydığımız amazonlar gibi toplumlar hariç bütün toplumlarda savaşa erkekler gider veya gönderilir. Sebep? Kadınlar doğuran taraf olduğu için bir toplumun nüfus artışının kaynağıdırlar. Bir toplum kadın sayısı kadar hızla büyüyebilir. Örneğin 10 kadın 1 erkeğin olduğu bir toplulukta aynı anda 10 bebek doğabilecekken 10 erkek 1 kadının olduğu bir toplulukta aynı anda sadece 1 bebek doğabilir.

Doğuran taraf olmanın diğer bir dezavantajı ise her cinsel ilişki sonucunda hamile kalma riskidir. Hamile kalmak hem zor bir süreçtir, özellikle hamileliğin son zamanlarında kadın başkalarının bakımına muhtaçtır, hem de özellikle sağlık hizmetlerinin olmadığı yerlerde düşük de olsa ölüm riski bile vardır.

Peki doğuran taraf olmanın avantajı yok mudur? Vardır. Doğuran taraf doğurduğu çocuğun kendi çocuğu olduğuna yüzde yüz emindir. Erkek ise hiçbir zaman çocuğun kendinden olduğuna yüzde yüz emin olamaz.

İşte bu yüzde yüz emin olamama ihtimalinden dolayı erkek her zaman çok daha kıskançtır. İşin ucunda bütün hayatını başkasının çocuğunu büyüterek geçirmek vardır zira. Bu yüzden bakire hatun takıntısı vardır, çünkü bundan 1000 yıl önce DNA testlerinin olmadığı bir ortamda yaşıyorsanız bakire bir hatun karnında başka birinin çocuğunu taşımadığına emin olabileceğiniz tek kadındır.

Evrimsel geçmişimizden gelen bu içgüdüleri artık aşmış olmamız lazım gibi gözüküyor, ancak doğum kontrolü, kürtaj ve DNA testleri daha çok yeni teknolojiler, genlerimizin bunlara adapte olabilmesi için daha çok zamana ihtiyaç var. O zamana kadar bu konu hakkında yapabileceğimiz en iyi şey ise daha çok okuyup bilgi edinmek.

Bu konu hakkında eğlenceli bir kitap şu, okumanızı tavsiye ederim:

http://www.mobidik.com/e-kitap/288/spermler-erkekten-yumurtalar-kadindan

Related Posts with Thumbnails